Ana içeriğe atla

ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI


Hayatımızın bir noktasında hepimiz bu cümleyi kurmuşuzdur: 'Şimdiki aklım olsaydı...'

Peki, gerçekten de şimdiki aklımızla o günlere dönebilseydik, her şey farklı mı olurdu? Bu soru, bir hastamla yaptığım sohbetin ortasında aklıma takıldı ve şöyle bir diyalog gelişti:

A-Şimdiki aklınız olsaydı, hayatınızı nasıl yaşardınız sizce?

B-Anlatmak uzun sürer ama, daha iyi olurdu kesinlikle.

A-Bence doğru cevap şu: Hangi tarihe dönerseniz dönün, aynı hayatı yaşardınız.

B-Katılmıyorum.

A-Unutmayın ki, 'Şimdiki aklım' dediğiniz bilinç düzeyine, o yaşadıklarınızla geldiniz. Onları yaşamasaydınız, şimdiki aklınız olmazdı ki.

B-Acaba?

A-Değiştirmek istediğiniz günlere hayalen dönün isterseniz. O kritik dönemlerde, yine o günlerdeki aklınızla karar verecektiniz ve aynı tercihleri yapacaktınız. O tercihlerin hepsi sizindi zaten, başkasının değil.

B-Öyle değil. Mesela istemediğim biriyle zorla evlendirdiler beni.

A-Ne yaptılar ki ‘zorla’ evlendiniz?

B-Çok baskı yaptılar. Onunla evlenmezsem beni evlâtlıktan reddedeceklerini bile söylediler.

A-Demek ki iki şık arasında seçim yaptınız. Evlatlıktan reddedilme veya o kişi ile evlenme. Siz de ikinci şıkkı seçtiniz. Evlilik defterine imzayı siz attınız; değil mi?

B-Evet.

A-Yani sizin tercihinizdi.

B-Keşke başka türlü davransaymışım.

A-O zaman siz, siz olmazdınız ki. Başka biri olurdunuz. Hayat seyrinizde o dönemde tercihinizi öyle yaptınız. Şimdiki aklınıza varmanız için o yolu izlemeniz gerekiyordu yani. Hatta şöyle diyebilirim: Her şey olması gerektiği için olur ve yaşanması gerektiği için yaşanır. Pişmanlık hissi "keşke olmasaydı" diye değil, "bir daha olmasın" diye verilmiştir.

B-Peki şimdi ne yapabilirim?

A-Evet, doğru soru bu işte: "Şimdi ne yapabilirim?" Zaten geçmişteki tercihlerinize takılmanız, hem anlamsız, hem de faydasızdır. Zira zamanı geriye döndüremezsiniz. "Evet, hepsini ben yaptım. O günkü şartlar onu gerektiriyordu." deyip, esas bundan sonra ne yapacağınıza bakmalısınız.

Üstelik böyle geçmişte yaşayıp gereksiz hesaplaşmalar yapmak, "keşke…" diye hüzünlenmek, esas düşünmeniz gereken 'bugün ne yapabilirim' sorusunu ikinci plana atar ve enerjinizi boş yerde tüketir. Oysa bundan sonrası size bağlı. 'Şimdiki aklınız' da elinizde. Meydan sizin.

B-Ama...

A-Yoksa şimdiki aklınız, "Kendine acı. Hayata küs. Ömrünü şikâyet ederek geçir." mi diyor?

B:.....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KADIN-ERKEK FARKI

Cinsler arasındaki fiziksel farklar, öteden beri tıp bilimi tarafından incelenmiş ve bu konuda birçok eser yazılmıştır. Hatta bazı tıp dalları doğrudan kadın-erkek farkına dayanır; 'Kadın Hastalıkları ve Doğum' gibi. Ama ilginçtir ki, cinsler arasındaki psikolojik farklara dair, bırakın kitabı, bilimsel bir makale bulmak bile çok zordur. Bunun en önemli sebebi, günümüz medeniyetinin 'kadın-erkek eşitliği'ni tartışılmaz bir doğru olarak kabul etmesidir. Ama herkes de gayet iyi bilir ki, erkekler ile kadınlar arasında ruhsal olarak dağlar kadar farklar vardır. Ama ne hikmetse, bu farkları vurgulamak, stand-up gösterilerinde makbuldür de, bilimsel araştırmalarda yasak gibidir. İşte bu tabunun zıddına olarak, bu yazıda cinsler arasındaki psikolojik farklar üzerinde duracağım. Farklılık Sebepleri Öncelikle, insanın bünyesini ve duygularını etkileyen en önemli faktörlerden biri, hormonlardır. Temel cinsiyet hormonları, erkeklerde Testosteron, kadınlarda ise Östrojen ve Pr...

KADINLAR SİZİN TARLANIZDIR

Bakara suresi 223. ayetin meali: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza, dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için önden iyi işler gönderin. Bir de Allah'tan korkun ve bilin ki mutlaka ona kavuşacaksınız. İman edenleri müjdele." Bu ayetin tefsirlerdeki açıklamalarına baktığımızda, genelde şu yorumu görüyoruz: "Kadınlar, çocuk doğurmaları sebebiyle, sizin tarlanız hükmündedirler." İyi de, bu zaten bilinen bir gerçek değil mi? Yani Kur'an böyle tarif etmeseydi, çocukların başka yerde yetiştiğini, leylekler tarafından getirildiğini mi düşünecektik? O zaman neden özellikle ‘tarla’ ifadesi kullanılmış, bunun üzerinde düşünmek lazım. Nedir tarlanın özelliği? Tarla pasiftir, alıcıdır, işlenmesi gerekir. Kendi haline bırakırsanız, yaban otu biter. Ama onu işler ve ekerseniz, ektiğinizin yüz katını verir size. Ve tabii ki bir tarlaya buğday ekip arpa biçmezsiniz. Ne ekerseniz, onu biçersiniz ancak. İşte bu noktalardan, kadın psikolojisine yönelik işaretler...

EŞCİNSELLİK ÜZERİNE

Son yıllarda LGBT hareketinin yaygınlaşması, eşcinsellik konusunu sık sık gündeme taşıyor. O yüzden bu konuya değinmek istedim. Ancak sadece erkek eşcinselliğinden bahsedeceğim. Zira kadınlarda eşcinsellik hem daha nadirdir, hem davranışa etkileri daha az ve perdelidir, hem de evlenince çoğunlukla kaybolur. Konunun tarihçesiyle başlamak adettir. Bu yönelimin ilk çağlardan beri var olduğunu hemen hepimiz biliriz. İlginç olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı ayıp saydığı bu konuda, Kur'an'da birçok yerde açık ifadeler geçmesidir. Demek ki konu, Lut kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilirmiş. 'Yanılgı' deyince, eşcinselliğin normal mi anormal mi olduğunu en başta ele almak lazım. Gerçi psikolojide neyin normal, neyin anormal olduğuna dair net bir tanım yok ama, somut bilimsel verilerden hareketle normalin ne olduğunu araştıran bir bilim var: Sosyobiyoloji. Bu bilim dalı aslında evrimci bir bakıştan köken alıyor...