Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İSLAM VE PSİKİYATRİ

SORU: İlk olarak Psikiyatrinin önemli ismi Freud ile ilgili bir konuyu sormak istiyorum. Freud'un görüşleri ile İslamî kavramların bir arada değerlendirilmesi mümkün mü? Aralarında bir uyum var mı? Mesela Freud'un 'id-ego-süperego' üçlemesi, bizim 'nefis-benlik-vicdan' tariflerimize benzemiyor mu? CEVAP: Freud'un bazı tespitlerinin, İslami kavramlara uyduğu söylenebilir. Mesela bahsettiğiniz 'id-ego-süperego' üçlemesinin 'nefis-benlik-vicdan' üçlemesine epey benzediği açıktır. O da gerçeği bulmaya çalışan, çok da zeki bir insandı ve bazı doğruları görmüştü. Örneğin 'bilinçaltı'nın varlığı, bastırılmış duyguların başka şekillerde açığa çıkması, çocukluk yaşantılarının kişilik problemlerinin çekirdeğini oluşturması gibi fikirleri hala kabul edilir. Ve epey kabul görmüş bir fikrir tamamen yanlış olamaz. İçinde bir gerçeklik payı vardır daima. Ancak Freud birçok yerde büyük hatalar da yapmıştır. Bugün bu, takipçilerince bile kabul edilm...

KADINLAR SİZİN TARLANIZDIR

Bakara suresi 223. ayetin meali: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza, dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için önden iyi işler gönderin. Bir de Allah'tan korkun ve bilin ki mutlaka ona kavuşacaksınız. İman edenleri müjdele." Bu ayetin tefsirlerdeki açıklamalarına baktığımızda, genelde şu yorumu görüyoruz: "Kadınlar, çocuk doğurmaları sebebiyle, sizin tarlanız hükmündedirler." İyi de, bu zaten bilinen bir gerçek değil mi? Yani Kur'an böyle tarif etmeseydi, çocukların başka yerde yetiştiğini, leylekler tarafından getirildiğini mi düşünecektik? O zaman neden özellikle ‘tarla’ ifadesi kullanılmış, bunun üzerinde düşünmek lazım. Nedir tarlanın özelliği? Tarla pasiftir, alıcıdır, işlenmesi gerekir. Kendi haline bırakırsanız, yaban otu biter. Ama onu işler ve ekerseniz, ektiğinizin yüz katını verir size. Ve tabii ki bir tarlaya buğday ekip arpa biçmezsiniz. Ne ekerseniz, onu biçersiniz ancak. İşte bu noktalardan, kadın psikolojisine yönelik işaretler...

GENÇLERDE ATEİZM-DEİZM YÖNELİMİ

Soru: Son zamanlarda yaratıcıyı tümden inkar eden ateizm ve "bir yaratıcı var, ama dinler uydurma" diyen deizm akımları çok fazla konuşulur oldu. Kamuoyu yoklamalarında ise ülkemiz nüfusunun en az %5'inin bu iki çizgiden birinde olduğu ve bu oranın özellikle gençlerde hayli yüksek olduğu görülüyor. Bu da dindar kesimde bir tedirginlik oluşturuyor. "Sebebi nedir? Bu işin sonu nereye varacak? Ne yapmalıyız?" soruları Müslümanları hayli meşgul ediyor. Siz bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Cevap: Bahsettiğiniz tarzda bir yönelimin olduğu açık. Bunun sonucu dindar kesimde oluşan tedirginlik de ortada. Hatta bu gidişle, 10-20 yıl öncesinin 'endişeli laik' tanımına, 'endişeli dindar' tanımı da eklenecek gibi görünüyor. Ancak burada bazı temel noktaları atladığımızı düşünüyorum. Öncelikle şunu hatırlamak lazım ki, ateizm eski bir terim ama, deizm tanımı son zamanlarda popülerleştiği için, sanki yeni ve modern bir akım gibi algılanıyor. Oysa a...

PARANOİD MİYİZ?

(Dikkat: Bu yazıda 'Paranoid Kişilik' yapısından bahsedilmektedir, onun en ileri aşaması olan 'Paranoid Psikoz'dan değil. Karıştırılmasın.) Tıpkı insanlar gibi, milletlerin de kendilerine göre kişiliklere sahip oldukları, öteden beri dile getirilir. Mesela Amerikan toplumu 'borderline, histrionik ve narsisistik' olarak tanımlanır. Yani kimlik karmaşası içinde, görünüşe çok önem veren, yüzeysel, bencil, yeniliklere açık ve özgürlükçü. Bizim toplumumuz için de bir hocamız, 'bağımlı ve epey paranoid' şeklinde tarif yapmıştı. Şu kitaba bir bakalım da, paranoid kişilik nasılmış ve bize uyuyor muymuş, beraber değerlendirelim. Kitap diyor ki: "Paranoid kişilikte olanlar kendilerine güvenirler ama diğer insanlara güvenmezler. Sürekli çevreden tehdit beklerler. Bu yüzden samimi dostları azdır. O samimi dostlarıyla beraberken, biriktirdikleri duygular yoğun biçimde açığa çıkar. Tutkulu aşıklar olurlar ama aşırı kıskançtırlar. Biraz gergindirler, çabuk öfk...

ERGENLERİN GERGİNLİĞİ

Ergenliğe girmiş çocuklara nasıl davranılacağı, anne-babaların en ciddi problemlerinden biridir. Onları anlamak (ya da anlamamak), dedelerimiz zamanında da sorundu, şimdi de sorun. Ergen olmak da zor, ergen anne-babası olmak da. Zorlukları kolaylaştıran ise bilgi ve tecrübedir tabii. Bir uzmanın önerileri size de faydalı olur umarım. YENİ BİR ERİŞKİN GELİYOR Psikolojik açıdan ergenlik çağı, çocukluk döneminde altyapısı belirlenmiş olan kişiliğin, toplumda nasıl bir rolle var olacağının belirlendiği dönemdir. Yani bu dönemde genç, erişkin bir birey olarak hayattaki konumunu netleştirmeye başlar. Küçükken her şeyi ailesinden bekleyen, sürekli desteğe muhtaç olan çocuğun, kendi ayakları üstünde durup yolunu çizebilmesi de, zorlu bir değişim gerektirir. Artık vakit, yeni ve farklı bir bireyin toplumda yerini bulma vaktidir. Ve anne-baba, çocuklarının kendilerinden daha iyi olmasını isterler tabii ki . İyi ama, bu 'kendisinden daha iyi olma', nasıl olabilir? Eğer çocuk anne-ba...